Zaman: Eylül 5th, 2010, 12:03 am

Tüm zamanlar UTC [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 28 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Nisan 1st, 2010, 11:15 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Mayıs 9th, 2009, 12:59 pm
Mesajlar: 2267
esron yazdı:
Olmayacak bir dua edip amin diyor ve herkesin de demesini istiyorsunuz...


Dua etmem ki...amin diyeyim esron. :lol:

Bedel ödemiyen var mi? Hala ödemeye de devam ediyoruz.

Bizler yasadigimiz zamanda ve dinler konusunda gecis sürecine katkilari olan insanlariz diye düsünüyorum.

Hristiyanlar ve yahudilerin cogu marjinal bir durumdalar. Müslümanlar gibi takiye ve riyakarlik icinde olmadiklari gibi bu konuda kendilerini tek otorite olarak da görmüyorlar.
Dolayisi ile Vatikan el altindan müslümanligi finanse ederek karsit inanislarin yasamasini saglamaya calisiyor. :)

Avrupa birligi ülkelerinin hepsinde cami patlamasi var.Cemaatlara tarikatlara...diger insanlarin vergilerinden toplanan paralar ile yapilan yardimlarin nedenlerini iyi düsünmek gerekir.

Sokaklarda görüntü ve yasanti degisimi ile yobazlik arttikca...kullanilacak islenecek kolay bir malzeme oluyor.

Dinlerin hepsi elbet bir gün ortadan kalkacaklar artik bu kacinilmazdir.Bizler nasil bedel ödüyorsak...inanan ve kendilerini inanc konusunda tek otorite olarak gören insanlar da bedellerini ödeyeceklerdir. ( Hollanda %60 Isvec %80 Japonya %65 lere varan dinlerden özgür insanlarin oranlaridir.)

Yurdumuzun ve dünyanin daha temiz bir gelecegi icin mücadele yapiliyorsa...insanlari yaslarina göre kategorize edip ayiramayiz.

Bizim ülkemizin insaninin yanildigi ve kullanildigi cok ince bir nokta var diye düsünüyorum.Cünkü ayni sekilde bende kandirilmistim.

Anadolu kültürünün en güzel ahlak ve deger yargilari bizlere müslümanlik olarak ögretildi ve ayni sekilde aldatilma oyunu devam etmekte.

Senin benim bizlerin büyükleride ayni sekildeler...onun icin insanlarimizin cogu hala müslümanlik inanisinin gercekte ne oldugunu bilmiyorlar ve problem buradan kaynaklaniyor diye düsünüyorum.

Karsilastigim diger ülke müslümanlarinin geneli böyle degiller.

Örnegin: uyusturucudan para kazanilmasina ticaret olarak bakiyorlar ve inanc ile ayri tutuyorlar.( Dogru oldugunu savunmuyorum)

Benim düsüncemde insanlarin gönüllerini yikmak veya yüreklerini kirmak yok fakat inanan bir insan konusurken kendi inancini otorite olarak kabul etmeyecek...etmemesi gerekir.

Iste bu baglamda bütün farkliliklar icin esit bir sistemin olmasi gerekliligini savunuyorum.

Yüzlerce senedir korkularindan sokaklarda müslümancilik oynayan...öldürülen sindirilen milyonlarca insanlarin bedelleri ne olacak?

Dinsiz insanlar icin müslümanlarin fütursuzca söyledikleri ve hemen hemen hepsinin beyinlerine kazilmis yalanlara ne demeli?

Evet esron...cok kolay ve hemen takindiklari tavirlari...kisiliklere hakaret iftira ve küfür etmek degil mi?

Allaha inanmayan bir insani aninda karalayabilmekteler ve akliniza gelebilecek bütün cirkinlikleri pislikleri rahatca ardi ardina sayabilmekteler.

Kurani veya allahi tartismaya yetecek bilgileri olmadigi gibi okuyup ögrenmekte ilgilerini cekmiyor...ayrica istemiyorlar.

Bu adil olmayan sistemin, Anadolu'da baslatani ve hüküm sürmesinin en büyük nedeni Osmanogullaridir. Dolayisi ile Osmanli ailesine hic sicak bakmamisimdir... bakmiyorum da.

Su anda ülkemizde anayasa ve hukuk adina yapilan kayikci kavgalarini cok iyi izlemenizi öneriyorum. Hangi siyasi parti, milletveklili, hukuk profesörü, aydin, yazar...

...bütün farkliliklara esit olmasi gereken bir hukuk sistemini konusuyor?

Peki Türkiye laik mi?

Elbette degil hemde kocaman bir yalan! :)

Devleti bir kenara birakalim... laikligi kabul eden ve savunan insanlarin hic birisi inanclarini ulu orta konusamaz...diger insanlara baski yapamaz...sindiremez...otorite olamaz!

Ben bu tezi savunuyorum ve bunu anlatabilmek icin mücadele etmeye calisiyorum...karinca kararinca. :)

Sartlar esit olduktan ve insanlar böyle yasamanin nasil olmasi gerektigini anlayip ögrendikten sonra...isteyen agaca veya kayaya tapsin.Kimseyi ilgilendirmez.

Iste ancak o zaman kendilerinden baska kimseye zarar veremiyecek sekilde inanacaklar ve ibadet edecekler. :)

_________________
Dinlerden, Tabulardan Özgür Bilimselfelsefe


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Nisan 2nd, 2010, 8:47 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Mayıs 9th, 2009, 12:59 pm
Mesajlar: 2267
Türkiye'de köse baslarini tutan dinazorlar yok edilmedikce...insanlar din ile sömürülmeye ve kullanilmaya devam edileceklerdir!

Iste bir örnek:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14294143_p.asp

_________________
Dinlerden, Tabulardan Özgür Bilimselfelsefe


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Nisan 2nd, 2010, 10:49 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Mayıs 14th, 2009, 11:46 am
Mesajlar: 1389
Özne yazdı:

Şimdi siz ne sanıyorsunuz ben bir anda şip şak dinlerin yok olacağını mı düşünüyorum yada söylüyorum? Elbette hayır. Ancak yeni yetişen nesille nüfustaki çoğunluğu sağlayabiliriz. İlkokuldan başlayarak verilecek evrim teorisi gibi (seküler felsefeyi destekleyen konularla) çocuklarımızı, kardeşlerimizi aydınlığa çıkarabiliriz. Onlarda ilerde kendi çocuklarını aydınlığa çıkaraktarak bir adım daha ilerlemiş olurlar. Bakın nurculara nasıl örgütleniyorlar. Alıyorlar çocukken içten içe zehirliyorlar küçük yaştaki temiz beyinleri... Bende diyorumki arkadaş şu dincilerin yaptığını biz yapalım iki bilemedin üç nesil sonra büyük ölçüde ilerleme kaydederiz.

Zaten belli bir yaşı geçmiş kişilerin anlaması mümkün değil. Bu tıpkı kanser gibi bir hastalık. Erken teşhiste kurtulabilir ama ilerleyen dönemde yaş geçtikce tedaviye yanıt vermezler.




Sevgili özne ,

İŞte dincilere aramızdaki en büyük fark budur.Bizler ateist düşüncede insanlar olarak ateizmi kimseye zorla ,entrikayla, zorlayarak veya hile ile veya yalan söyleyerek kabul ettiremeyiz.

Bu ateist felsefenin özüne ters birşey olur.

Ama dinciler şiddet ve yalan dahil her yolu kullanabilirler.

Bizim yapabileceğimiz doğru bilimsel şeyleri ortaya koyup kişinin tercihine bırakmak olabilir.

_________________
“A man must learn to understand the motives of human beings, their illusions, and their sufferings.'' Albert Einstein


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Nisan 2nd, 2010, 11:14 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Mayıs 12th, 2009, 9:54 pm
Mesajlar: 264
Ayejj yazdı:
Özne yazdı:

Şimdi siz ne sanıyorsunuz ben bir anda şip şak dinlerin yok olacağını mı düşünüyorum yada söylüyorum? Elbette hayır. Ancak yeni yetişen nesille nüfustaki çoğunluğu sağlayabiliriz. İlkokuldan başlayarak verilecek evrim teorisi gibi (seküler felsefeyi destekleyen konularla) çocuklarımızı, kardeşlerimizi aydınlığa çıkarabiliriz. Onlarda ilerde kendi çocuklarını aydınlığa çıkaraktarak bir adım daha ilerlemiş olurlar. Bakın nurculara nasıl örgütleniyorlar. Alıyorlar çocukken içten içe zehirliyorlar küçük yaştaki temiz beyinleri... Bende diyorumki arkadaş şu dincilerin yaptığını biz yapalım iki bilemedin üç nesil sonra büyük ölçüde ilerleme kaydederiz.

Zaten belli bir yaşı geçmiş kişilerin anlaması mümkün değil. Bu tıpkı kanser gibi bir hastalık. Erken teşhiste kurtulabilir ama ilerleyen dönemde yaş geçtikce tedaviye yanıt vermezler.




Sevgili özne ,

İŞte dincilere aramızdaki en büyük fark budur.Bizler ateist düşüncede insanlar olarak ateizmi kimseye zorla ,entrikayla, zorlayarak veya hile ile veya yalan söyleyerek kabul ettiremeyiz.

Bu ateist felsefenin özüne ters birşey olur.

Ama dinciler şiddet ve yalan dahil her yolu kullanabilirler.

Bizim yapabileceğimiz doğru bilimsel şeyleri ortaya koyup kişinin tercihine bırakmak olabilir.


Kimseyi zorladığımız yok. Bilimsel gerçekleri okullarda daha fazla göstereceğiz. Bunlar hile yada yalan değil aksine hayatın gerçekleridir. Ateist yada seküler felsefenin olmazsa olmazıdır.

_________________
Eşeğin uzun bir yolculuğa çıkmış olması at olarak geri döneceği anlamına gelmez.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Nisan 16th, 2010, 10:14 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Mayıs 9th, 2009, 12:59 pm
Mesajlar: 2267
Bilinmezligin profesörlerinden olan S. Ates'in incileri ile devam edelim....


Kur’ân köleliği kaldırmıştır

SORU: Ben, “Şeriyye Sicilleri” üzerine çalışmalar yürüten bir üniversitenin tarih bölümünde öğretim görevlisiyim. Tokat kadın terekeleri üzerine bir makale kaleme alıyorum. Terekelerde “mevlay-ı mutık’ının...” şeklinde bir ifade var. Yani ölen kişi kölesine veya kölesinin akrabalarına miras bırakmış. Kölenin miras hukukundaki yeri nedir? (A. E.)

CEVAP: Yazınızda “mevlay-ı mutık” ifadesi var. Eğer bununla köle kastediliyorsa “mutık” değil “mutak” olmalıdır. Yani azadedilmiş köledir. Köle azadedilmiş ise artık özgürdür. Malı mülkü kendisine aittir. Ama kölenin, köleliği esnasında kazandığı mal efendisine aittir. Çünkü kendisi özgür değildir. Ancak efendisinin izniyle evlenebilir. Bu takdirde tabii kendisi ev sahibidir. Hanımı kendisine aittir. Hatta kölenin çocuğunun da efendisinin kölesi olduğu yolunda bir hüküm var ama bu hüküm İslâm’ın hükmü değil, genel kölelik törelerinden adapte edilmiş bir fıkıh kuralıdır.

Ben köle hukuku üzerinde uzman değilim.

Sadece Kur’ân uzmanıyım.

Kur’ân’da köle edinilmesi emredilmez, tam tersine kölenin özgürlüğe kavuşturulması emredilir.

Beled Suresi: “İnsan aşılması gereken geçidi aşamadı. Nedir o geçit? Bir boynu çözmek yani bir köleyi özgürlüğe kavuşturmak.” Bildiğiniz gibi köleliğin tek kaynağı savaşlardı.

Kur’ân, Muhammed Suresi’nde savaşta alınan tutsakların ya lütfen veya fidyeyle serbest bırakılmalarını emretmektedir. Ama tutsakların köle yapılmasından söz etmez. Demek ki Kur’ân, aslında köleliği kaldırmıştır ama bu hükmü uygulayan olmamıştır.


http://haber.gazetevatan.com/haberdetay ... d=4&wid=31

* * *

Bakalim kuran köleler hakkinda neler demekte...

MÜCADELE-
3 - Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin, karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

RUM-
28 - Allah, size kendinizden bir misâl verdi: Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz.

NUR-
31 - Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.

NAHL-
75 - Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezler.

32 - Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.

33 - Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde (hürriyete kavuşmalarında kendileri için) bir iyilik görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah'ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin.
Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

TEVBE-
60 - Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm'a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

MAİDE-
89 - Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.


NİSA-
92 - Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır.
Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

BAKARA-
177 - Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler.
Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.

178 - Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.

221 - Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.

Konunun iyice anlasilabilmesi icin Ahzab suresinde 50.ayetten basladim ki...bu ayetler islamin kadina nasil baktiginin cok iyi kanitladir!
Yobaz ve beyinlerinin evrimlesmesi 1400 sene geriden gelen erkeklerin...neden müslümanliga sıkı sıkıya sarildigini sanıyorsunuz?


AHZAB-
50 - Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

51 - Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.

52 - Bundan başka kadınlar sana helâl olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz. İsterse güzellikleri hoşuna gitsin. Ancak sahip olduğun cariyen( Dişi köle) başka. Allah her şeye gözcü bulunuyor.


Önce yukarida yazilan yaniti daha sonra köle hakkinda alintiladigim ayetleri okumanizi istiyorum...
Nasil algilanmakta?

Her seyi bir yana birakarak...yaratilan insanlardan bazilarinin disi/erkek köleler olmalari ile diger farkli yaratilan insanlar konusunu irdeleyerek...düsünmenizi öneriyorum.

Ne demis bilinmezligin ossuruktan profesörü bu konu hakkinda:

Kur’ân’da köle edinilmesi emredilmez, tam tersine kölenin özgürlüğe kavuşturulması emredilir.

Peki bu insanlar nasil köle olmuslar?

Bu insan... Laik demokratik Türkiye Cumhuriyetinin bir gazetesinde her gün insanlara sermayesi hic bitip tükenmeyen sacma sapan yalan ve zirvalari satarak para kazanmakta!

Buna benzer durumda olan diger gazete ve yayin organlarini dile getirmek istemiyorum.

Bu insanlara olanaklar taniniyor ve rica minnet yalvar yakar...medyada calismalari isteniyor...ve istek kabul ediliyor.

Yani bu isin birde perde arkasi var!

Gercek dinazorlar digerleri!

Onlar mi kim?

Bilirsiniz...bilirsiniz!

Bunlar dinci tarikat cemaat üyesi de degiller!

Hani su ortalikta AYDIN ve ENTELLEKTÜEL havalarinda salina salina gezinenler var ya...

... Laiklik...insan haklari...hukuk...esitlik...demokratiklik...

...adina agizlari bir cuval dolu olanlar var ya...

İste onlar...

_________________
Dinlerden, Tabulardan Özgür Bilimselfelsefe


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Nisan 23rd, 2010, 8:06 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Mayıs 9th, 2009, 12:59 pm
Mesajlar: 2267
S.Ates'in incilerine devam ediyoruz...

*

“Allah dilediğini doğru yola getirir”

SORU: 1- Kur’ân’da birçok yerde, “Allah dilediğini yola getirir, dilediğini getirmez” deniyor. Getirmediklerine haksızlık olmaz mı? 2- Oje, abdeste mani mi? (B. A.)

CEVAP: 1- Bazı ayetlerdeki bu ifade, Hakk’a çağrıldıkları halde bir türlü yola gelmeyen, küfründe inat eden kimseleri kınama amacıyla söylenmektedir. Bunları diğer ayetlerle birlikte düşünmek gerekir ki mana tam anlaşılsın.

Bir baba veya büyük kişi, çocuğuna veya öğrencisine yapacağı işi, gideceği yolu gösterir. Ama çocuk veya örenci onun sözünü dinlemez, hep yanlış işler yaparsa “Allah gözünü kör etmiş, gerçeği görmüyor” şeklinde bir cümle kullanırız. Maksadımız, o kişinin sağduyuyla düşünüp gerçeği görmediğini kınamaktır.

Elbette Allah dilediğini doğru yola getirir, dilediğini de sapıklığı içinde bırakır. Allah onu saptırmaz, şaşırtmaz.

Ama sapan kişiyi doğru yola çağırır. Kişi gelmezse, Allah onu zorla doğru yola getirmez, bulunduğu halde bırakır. Eğer zorlasa o zaman sorumluluk ortadan kalkar. Oysa insan sorumludur.

Evet, Allah dilediğini doğru yola getirir. Rad Suresi’nde doğru yola getireceği insanların kimler olduğu belirtilmiştir: “Ve yehdi ileyhi men enab: Yönelme istek ve iradesini gösteren, Allah’a yönelen kişiyi Allah kendisine iletir, doğru yola getirir.” Ama kişi yönelmek istemiyorsa onu da kendi haline bırakır. Buradaki “Dilediğini getirmez” sözü, yola gelmek istemeyeni yola getirmez demektir.

Çünkü kişi kendisi isteyecek ki Allah onu doğru yola iletsin. Ama Allah’ın Peygamberini dinlemeyeni de kendi iradesiyle baş başa bırakmayı dilemiştir. İradesi böyledir. İnsanın sorumlu yaratılması böyle olmasını gerektirir. Eğer böyle olmasa peygamber göndermez, Kur’ân’ı indirmez. Kitapları göndermezdi. 2- Oje abdeste ve namaza engel olmaz.

***
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay ... d=4&wid=31

_________________
Dinlerden, Tabulardan Özgür Bilimselfelsefe


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Nisan 24th, 2010, 12:40 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Mayıs 9th, 2009, 12:59 pm
Mesajlar: 2267
Devam ediyoruz... :)

Kur’ân’da anlatılan peygamber öyküleri

U. G. adlı okurum, Zeitgeist adlı internet belgeselinde Nuh tufanına çok benzeyen Gılgamış Destanı, Musa kıssasına çok benzeyen Akad Kralı Sargon hikâyesi, İsa’nın Judas tarafından ihanete uğramasına çok benzeyen Yusuf Judah hikâyesi ve çarmıha gerildikten sonra dirilip kalkan İsa hikâyesine çok benzeyen Hintli Krıshna hikâyesi düşünülünce Tevrat ve Kur’ân’da anlatılan Yusuf, Musa, İsa gibi peygamberlerin gerçekte var olmayıp eski paganist dinlerden ilahi dinlere uyarlandığı kuşkusunu hatıra getirdiğini yazıyor.

Okurum daha sonra şöyle diyor: “Niyetim Kur’ân-ı Kerîm’in bu düşüncelerden münezzeh olduğunu ve gerçeği bir kez daha anlamaktır. Bunun için İslâm dünyasının en büyük âlimlerinden biri olan şahsınıza danışma ihtiyacı duydum. Sorularımı cevaplarsanız size bir kez daha müteşekkir olurum.”

CEVAP: Tarihte Hz. İsa modelinde tam 17 tane vardır. Bunların ilki de bildiğim kadarıyla Hintli Krişna’dır. Bu bilgileri Tantavi Cevahir adlı tefsirinde ayrıntılarıyla verdiği gibi ben de “Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsiri” adlı eserimde İsa ile Krişna öykülerinin madde madde karşılaştırmasını yaptım.

Biz bir İsa’ya inanırız ama Kur’ân’da anlatılan İsa, ne Hıristiyan inancıyla ne de Hint, Mısır ve Yunan mitolojileriyle örtüşür. Sizin de dediğiniz gibi Zeitgeist belgeseli günümüz Yahudi-Hıristiyan geleneğinin antik çağlardaki paganist inanışların ve çoktanrılı bir din olan Mısır dininin tek Tanrı’ya uyarlanmış nitelikteki bir devamı olduğunu ifade ediyor. Ancak Zetgeist’da sözü edilen İsa hakkında anlatılanların büyük çoğunluğu Kur’ân-ı Kerim’de yer almıyor.


http://haber.gazetevatan.com/haberdetay ... d=4&wid=31

_________________
Dinlerden, Tabulardan Özgür Bilimselfelsefe


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kuran'a Getirilen Savunma Refleksleri
MesajGönderilme zamanı: Haziran 20th, 2010, 6:01 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Haziran 5th, 2009, 3:42 pm
Mesajlar: 271
Süleyman Ateş'in yazıp yazıp da hiçbir şey anlatmamasına hastayım :D

Eee? refleksini her yazısında gösteriyorum.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 28 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3

Tüm zamanlar UTC [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye