Önceki mesajımızda Tevrat'ta hırsızın pişmanlığı ve çaldığı malı teslim etmesi halinde bağışlandığını ve sadece çaldığının %20 fazlasıyla cezalandırıldığını gördük.
Ama Kütübüsitte'nin Hudud bölümünde verilen 1651 no.lu sahih hadisde malın sahibi şikayetini geri alsa bile haddin uygulandığını ve hırsızın elinin kesildiğini gördük.
Tevrat'ta %20 mal cezası ama putperestlikteki hükmün aynen uygulandığı İslam'da mala değil insan vücuduna verilen zarar. Hangisinin İbrahimî din anlayışı olduğu ortada.
Şimdi gelelim hırsızın çaldığı malın elinde yakalanması ya da satması, kullanıp harcaması halinde verilen cezaya:
Çıkış: 22;
1. Bir adam öküz ya da davar çalıp boğazlar ya da satarsa, bir öküze karşılık beş öküz, bir koyuna karşılık dört koyun ödeyecektir.
4. Çaldığı mal -öküz, eşek ya da koyun- sağ olarak elinde yakalanırsa, iki katını ödeyecektir.
7. Biri komşusuna saklasın diye parasını ya da eşyasını emanet eder ve bunlar komşusunun evinden çalınırsa, hırsız yakalandığında iki katını ödemelidir.
Akla şöyle bir soru gelebilir:
"Ya hırsızın ödeme gücü yoksa, çaldığı malın iki mislini karşılayamıyorsa?"
Bu duruma da Tevrat'ta hüküm var:
3. “Hırsız çaldığının karşılığını kesinlikle ödemelidir. Hiçbir şeyi yoksa, hırsızlık yaptığı için köle olarak satılacaktır.Bir İbrani'nin köleliği ise sınırlı. Şöyle:
Yasa: 15/ 12-14.
Altı yıl size kölelik edecek, yedinci yıl onu özgür bırakacaksınız. Onu özgür bırakırken, eli boş göndermeyin. Ona davarlarınızdan, tahılınızdan, şarabınızdan bol bol verin.
Demek ki köleliğin kaldırıldığı günümüze uyarlandığında, hırsız cezasını ödeyecek kadar çalıştırılacak demektir.
Ama İslam hala el kesiyor ve eli kesik insanlar Arafat-Hira yollarını doldurup, hacılardan dileniyor.
Zinaya 100 değnek cezası veren İslam, hırsızın elini kesiyor.
Zaninin niye pipisini kesmiyor?
