Zaman: Temmuz 31st, 2010, 1:46 am

Tüm zamanlar UTC [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Hayber Seferinde Esir Edilen Safiye
MesajGönderilme zamanı: Temmuz 5th, 2009, 10:59 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Haziran 1st, 2009, 8:06 am
Mesajlar: 250
Hayber Seferinde Esir Edilen Safiye'nin, Muhammet'in Eşleri Arasında Yer Almasının (Sayılması'nın) Öyküsü.

Hicret'in 7.yılında Muhammed, Hayber'e karşı giriştiği savaş sonucu büyük miktarda esir ve ganimet ele geçirir. Ganimet'in beşte birini kendine ayırdıktan sonra geri kalanı asker arasında paylaştırır. Fakat daha paylaştırmadan önce Dihye b. Halifa al-Kalbi adinda bir asker gelip, kendisine kadın esirlerden birinin verilmesini ister: "Yâ Nebiyya'llâh, bana sebyden bir câriye ver" diye dilekte bulunur. Muhammed de kendisine: "Haydi git de bir Cariye al" der. Muhtemelen Dihye'nin savas sirasinda büyük yararlılık gösterdiğini düşünüp, ona bol keseden ikramda bulunmak istemistir. Bu ikram üzerine Dihye gider ve esirler arasından Safiyye bint-i Huyey b. Ahtab adındaki güzel bir kadını seçer.

Safiyye, o tarihten iki yil önce Medine'den sürülüp Hayber'e yerlesen Benü'n Nadir Yahudilerinin ileri gelenlerinden Huyey b. Ahtab'in kizidir. Hayber savasindan az önce on yedi yasina basmis olup Kinâne Ibn-i Ebi'l Hukayk adinda taninmis biriyle evli, çok güzel bir kadindir. Kocasi Kinane, Hayber savasi sonucunda kendi kavmi adina Muhammed'le barış andlaşması imzalamıştır.

Söylendigine göre Safiyye'nin mensup bulunduğu aile, Benü'n Nadir kabilesinin en büyük hanedanından'dir ve Harun'un soyundan gelmedir. Böylesine asil bir aileye mensub ve böylesine ünlü bir adamin karisi olan Safiyye'nin, Dihye ile evlenmesini uygun görmeyen biri, hemen Muhammed'e giderek: "Yâ Nebiyya'llâh, Dihye'ye (Benû) Kureyza ile (Benü'm)Nadir'in seyyidesi olan Safiyye bint-i Huyeyy'i verdin. O, senden başkasına münasib olamaz'' der.

Bunun üzerine Muhammed: ''Onu da, onu da çagiriniz'' diye adamlarina emir verip Dihye ile Safiyye'yi huzuruna getirtir. Safiyye'ye söyle bir nazar edince güzelligi hoşuna gider ve Dihye'ye: "Bundan baska bir câriyeyi sebiyden al" diye emreder ve Safiyye'yi kendisine .(bkz. Sahih-i.., Cilt II, sh. 306 ve d., Hadis no. 241).

Anlaşılan o ki, Safiyye'nin güzelliginden fazlasiyle hoslandigi için Dihye'ye karsi gösterdigi cömertlikten vazgeçmistir. Bununla beraber Dihye'yi rencide etmemek için Safiyye'nin görümcesini (yâni Kinâne'nin kiz kardesini) Dihye'ye verir. Böylece Safiyye'nin, câriye olarak kendisine mal edilmesi isini pürüzsüzce bir çözüme baglamis demektir. (Vâkidi gibi kaynaklarin bildirmesi için Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 308).

Taberi'nin Tarih'inde, Safiyye ile kocasi Kinâne'nin, Ali tarafindan ele geçirilip Muhammed'e gönderildigi, ve Muhammed'in Safiyye'den hoslanarak onu kendisine aldigi yazili (Bkz.Taberi, age, 1966, Cilt II, sh. 608-9; Ayrica bkz. Tarih-i Taberi Tercemesi, Ist. 1982 Cilt II, sh. 451). Fakat her ne sekilde ele geçirirse geçirmis olsun, Safiyye o kadar hosuna gitmis olmalidir ki derhal onu azâd ederek nikâhina alir; böylece haremine yeni bir es katmis olur.

Ancak ne var ki bunu yaparken Muhammed, Din Hükmü diye koydugu kurallari bizzat kendisi çiğnemiş oluyor. Çünkü bu kurallardan 1 ncisi, nikâh parası olarak verilmek gereken ecir'dir. Oysa ki Muhammed, nikahına aldığı Safiyye'ye böyle bir ecir vermemistir. 2 ncisi de iddet bekleme hükmüdür ki, dul ya da bosanmis kadinlarla belli bir süre (Bakara 234 ilen 235.ayetlerinde 4 ay 10 gün) geçmeden evlenmeyi yasaklar. Muhammed, Safiyye ile evlenirken kur'an a koyduğu bu yasağa da uymamıştır. Bu iki hususu kisaca özetlemekte yarar vardir.

Muhammed'in kendi yerlestirdigi kurallara göre nikâh karsiliginda kadina bir "ecir" verilmek gerekir; fakat câriye ile evlenmenin 2 kat ecri (ücreti) vardir. Yâni bu kural'a göre Muhammed, nikâhi altina aldigi Safiyye'ye 2 kat ecir (nikah ücreti-nikah parası) vermekle mükellef idi. Fakat o, böyle yapmayip Safiyye'yi azâd etmis olmayi, verilen nikâh parasi yerine saymistir. Böyle yapmakla ortaya, bugüne kadar hâlâ tartisma konusu bir sorun yaratmistir ki o da câriye'yi azâd etme eyleminin nikâh parasi yerine geçip geçmeyecegidir.

Nitekim aralarinda Ahmed Ibn-i Hanbel, ya da Ebû Yûsuf ve Imâm-i Sâfii gibi ünlülerin bulundugu bir kisim yorumcular bu tür evliligi geçerli bilirlerken, Ibn-i Ömer gibi ünlüler bunu "câi"z görmezler. Hattâ Câbir b. Zeyd gibi yorumcular bunu "mekruh" (yarı haram) sayarlar. Ibn-i Sirin gibiler ise, her ne kadar azad etmenin nikah parasi yerine gecebilecegini kabul etmekle beraber, buna "her ne mikdâr olursa olsun bir seyler katmanin" gerekli oldugunu belirtirler. Buna karsilik Ebû Hanife ve Câbir b. Zeyd gibi ünlüler, câriyesini azâd ettikten sonra onunla nikâh parasi vermeden evlenmenin (yâni azâd eylemini nikah parasi karsiligi saymanin) sadece Muhammed'e özgü bir hak olup baskalari için haram sayilmak gerektigini savunmak zorunda kalmışlardır.(Bkz. Sahih-i..., II sh. 309).

Fakat her ne olursa olsun durum su ki Muhammed, degil iki ecir (ücret) vermek ve fakat hiçbir sey vermeden Safiyye'yi nikâhina almis, onu azâd etmis olmayi, nikâh parasi yerine saymistir.

Safiyye ile evlenirken Muhammed'in uygulamaktan kaçındığı diğer bir hüküm iddet ile ilgilidir. Bilindigi gibi "iddet" (ya da "idda") denilen sey, evlilik bagi dul kalmak ya da bosanmak sûretiyle çözülen kadinlarin, beklemek zorunlugunda bulunduklari süre'dir. Böyle bir süre'yi koymaktan maksat dogacak çocugun, kocanin sulbünden gelmis olmasini saglamaktir. Eski araplardaki gelenegi degistirmek için Muhammed, bir erkegin ancak kendi sulbünden gelen çocugun babasi olabilmesini saglamak üzere, dul ya da bosanmis bir kadinin belli bir süre geçmedikçe evlenemeyecegini hükme baglamis, Kur'ân'a bu dogrultuda hükümler koymuştur.

Kur'ân'ın Bakara 234.ayetinde dul kadınlar için bu bekleme süresi'nin 4 ay 10 gün olduğu yazılıdır. Aynı sûre'nin 235.ayetinde "Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikâh kiymaya kalkismayin''diye yazılıdır. Boşanmadan sonraki durumlar için Talak 1-4 ayetlerine bakiniz). Cariyeler için bekleme süresi (idda) var olup bu sürenin, 2 ay 5 gün olduğu kabul edilir.

Muhammed'in kur'ana koyup, kendisinin uymadığı ayetlerin, konu ile ilgili olanları şunlardır ;

Bakara 234= Ve sizden vefat ettirilenlerin, geriye bıraktığı eşleri [color=#FF0000]4 ay, 10 gün kendi kendilerine beklerler
. Böylece onların bekleme süresi tamamlandığı zaman kendileri haklarında marufla/örfle yaptıkları şeylerden artık sizin üzerinize bir günah yoktur.

Bakara 235 = Alacağınız kadınlara, onları alacağınızı anlatmanızda, yahut da bunu gizlemenizde bir beis yok. Allah bilir ki siz, onları hatırlayacaksınız. Yalnız onlarla gizlice de sözleşmeyin, doğru ve yolunda bir söz söylerseniz o başka. Farz olan müddet geçmedikçe nikah bağını bağlamaya kalkışmayın. Şüphe yok ki Allah, gönlünüzdekini de bilir, bundan dolayı çekinin ondan. Bilin ki Allah suçları örter, cezada acele etmez.

Talak 1=Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar.

Talak 2 = İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın.

Talak 3 = Ve onu, hesaplamadığı yerden rızıklandırır ve kim Allah'a dayanırsa o, yeter ona; şüphe yok ki Allah, yapacağı işi yerine getirir, gerçekten de Allah, her şeye bir ölçü, bir miktar tâyîn etmiştir.

Talak 4= Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi 3 aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.[/color]

_________________
Resim


En son Engse Hohol tarafından Ağustos 21st, 2009, 7:44 am tarihinde düzenlendi, toplamda 6 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hayber Seferinde Esir Edilen Safiye
MesajGönderilme zamanı: Temmuz 5th, 2009, 11:00 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Haziran 1st, 2009, 8:06 am
Mesajlar: 250
Muhammed, Safiyye ile evlenirken bu bekleme sürelerinden hiçbirini uygulamamistir; daha dogrusu Safiyye'yi, kocasinin ölümünden hemen sonra nikâhina almis ve onunla yatmistir. Bu vesileyle belirtelim ki seriâtçilardan bazilari, Safiyye'nin kocasinin savas esnasinda vurulup öldügünü ve Safiyye kocasiz kaldigi için Muhammed'in onu nikâhina aldigini söylerlerse de yalandir. Çünkü Safiyye'nin kocasi savas sirasinda ölmemis, esir alindiktan sonra Muhammed tarafindan ölüme mahkum edilmistir. Söyle ki:

Yukarda belirttigimiz olaylar cereyan ederken Muhammed, Safiyye'nin babasi Huyey b. Ahtab'i, ve kocasi Kinâne b. Ebi'l Hukayk'i, ve kocasinin kardesi Rebi'b. Ebi'l-Hukayk'i esir olarak ele geçirir ve her birini, Benû'n Nadir kavmi'ne âid hazinenin yerini söylemeye zorlar, ve fakat onlardan olumlu bir cevap alamaz. Bu sirada Muhammed'in katina gelen Yahudilerden biri: "Ben Kinâne'nin her sabah iste su harabe etrafinda dolastigini görüyordum" diye bilgi verir.

Muhammed Kinâne'ye sorar, fakat o bilmedigini söylemekte israr eder. Muhammed harabenin etrafinin kazilmasini emreder. Kazi sonucunda hazinenin bir kismi bulunur. Muhammed Kinâne'den hazinenin kalan kismini sorar fakat Kinâne bilmedigi söyler. Bunun üzerine Muhammed, Kinâne'yi iskence yolu ile söyletmeğe çalisir. Zübeyr b. Avvam adindaki adamına emir verir ve hazinenin nerede bulundugunu söyletmek üzere Kinâne'ye iskence yapilmasini ister. Zübeyr elinde tuttugu bilek kemigi ile Kinâne'nin gögsüne vurur ve ölecek dereceye gelinceye kadar onu döver. Bir rivâyete göre ateşte kizdirilmis demiri onun gögsüne tutar.

Fakat her seye ragmen Kinâne, hazinenin nerede oldugunu bilmedigini söylemeye devam eder. Muhammed onun artik daha fazla iskenceye dayanamayip ölecegini anlayinca yaninda duran Muhammed bin Mesleme'ye teslim eder ve basini kesmesini emreder. Bu isi Muhammed b. Mesleme'ye vermesinin sebebi, ona kardesinin intikamını alma firsatını saglamak içindir. Çünkü Muhammed b. Mesleme'nin kardesi olan Mahmud b. Mesleme daha önce Yahudiler tarafindan öldürülmüstür ve iste simdi kardesi, onun intikamini alacaktir. (Bkz. Taberi, age, 1966, Cilt II. sh. 610).

Muhammed, sadece Safiyye'nin kocasi Kinâne'yi degil, fakat ayni zamanda Safiyye'nin babasi Huyey b. Ahtab ile kocasinin kardesi Rebi'b. Ebi'l-Hukayk'i da, hazinenin yerini bildirmediler diye, öldürtür. Bütün bunlari yaptiktan sonra da, biraz asağıda belirtecegimiz gibi, Safiyye ile evlenip zifafa girer. Bu evliligini de, tipki diger evlilikleri gibi, Tanri'nin iznine dayali olarak yapilmis olarak gösterir.

İslamcılar, Kinâne'nin ve digerlerinin, hazinenin yerini söylememeleri nedeniyle öldürtülmelerini pek yerinde ve uygun bulurlar. Oysa ki böyle bir cezâ (hele böyle maddi bir çikari saglama amacina dayali olarak) kendisini Peygamber diye tanimlayan bir kimse için yerinde ve uygun olmamak gereken bir davranisdir. Üstelik bu olayda "suç" ile "cezâ" arasinda her hangi bir denge'nin kurulmadığı da düsünülecek olursa, söz konusu davranisin olumsuzlugu biraz daha kendisini siritir olmaktadir.

Bütün bunlar bir yana fakat bir de su var ki Muhammed, her vesileyle kendisini, bilinmeyen ya da gizlenen seyleri bilirmis gibi göstermekten geri kalmamisir. Nice örneklerden biri olarak belirtilebilir ki Medine'ye hicret edecegi haberi üzerine Yahudilerden Abdullah Ibn-i Selâm'in kendisine sordugu üç soruyu dogru olarak cevaplandirirken bu cevâplarin kendisine Cibril tarafindan bildirildigini söylemistir (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX. sh. 77 ve d. Hadis no. 1368)

Şu durumda, ister istemez insanin aklina: "Her seyi Cibril aracılığıyla öğrenen Muhammed gibi bir kimsenin, Hayberli Yahudilere âid hazinenin yerini bilmesi gerekmez miydi? Kinâne'yi söyletecegim diye israr etmek, ve söylemedi diye onu iskence ile öldürmek dogru mudur? Yoksa Muhammed, Safiyye'yi kendisine eş olarak aldiktan sonra onun Kinâne'yi düsünmeğe devam edeceğini hesap edip kıskançlığa kapılmaktan kurtulmak için mi eski kocasini yok etme yolunu seçmistir" şeklinde sorular gelmektedir.

Ve iste bütün bu esef verici olaylardan ve Muhammed'in Safiyye'yi kendisine nikâhlamasindan sonra, Ümmü Süleym adinda bir kadin (ki hadis rivâyet edenlerden Enes b. Mâlik'in annesidir) Safiyye'yi bir gece "cihazlatip" (giydirip kusatarak) gerdege koyar. Artik Muhammed güveyi olmustur. Sabah olunca halka: "Kimde bir sey varsa getirsin" diye emreder. Söylendigine göre kimileri yag, kimileri hurma, kimileri yogurt kurusu vs... getirirler. Bunlar Muhammed'in dügün yiyecegi olur; hep birlikte oturup yerler (Bkz. Sahih-i.., Cilt II, sh. 310).

Bir rivâyete göre Muhammed, o gece Safiyye ile yatmak istemis ve fakat Safiyye bir mazeret bulup cinsi münasebette bulunmaktan kaçinmistir. Bir baska rivâyete göre o gece Hayberden hareket edilmis, ve 6 mil kadar uzak bir yere gelindikte, Muhammed zifâf için konak etme arzusunu belirtmis ve fakat Safiyye râzi olmamistir. Söylendigine göre mazeret olarak Yahudilere yakin bir yerde bulunduklarini ve onlardan tehlike gelebilecegini bildirmistir. Oysa pek muhtemeldir ki Safiyye, kocasinin ve babasinin feci sekilde öldürülmelerinden duydugu üzüntü nedeniyle böyle yapmistir.

Safiyye'nin bu tutumuna içerlemekle beraber Muhammed pek sesini çikarmaz, ve 6 mil daha yol alindiktan sonra tekrar zifâf etmek için konaklama emri verir. Bu kez Safiyye gerdege girmege ve cinsi münasebette bulunmaga râzi olur. Kendisine daha önceki konaklama sirasinda neden zifâf'a râzi olmadigini soran Muhammed'e de su yaniti verir: "Orasi Yahudilere pek yakin idi. Belki zât-i âli-i Nebevilerine mekr ve zararlari dokunur diye korkmustum". Bu sözler Muhammed'i hosnud eder (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 309).

Ancak ne var ki bu ayni sözler, Seriâtçilarin bir yalanini daha çürütmeye yeterlidir ki o da su: seriâtçilara göre Muhammed'in Safiyye ile evlenmesinin tek nedeni, Yahudileri hoşnut edip onlarla iyi ilişikiler kurmak içindir ve bu evlilik bu sonucu dogurmustur.

Oysa ki yalandir, çünkü bir kere Muhammed'in aklindan Yahudileri hosnud etmek fikri geçmis degildir; su bakimdan ki o tarihte artik Yahudileri kazanmak degil fakat tamamiyle yok etmek ya da sürmek gibi kesin bir siyâsete yönelmisti ve Hayber seferi, bu siyâsetin sondan ikinci kademesini teskil etmekteydi. Bu seferden sonra Vâdi'l-Kurâ'da yasayan Yahudiler üzerine saldirip onlari yok edecek, varliklarini ganimet olarak ele geçirecek ve böylece Yahudi sorununu kökünden sona erdirecektir (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 282-3).

Yine tekrar edelim ki Hayber seferi, hicret'in yedinci yilina rastlar. O tarihe gelinceye kadar Muhammed, Islâm dininin gelismesine engel oluyorlar diyerek Yahudilerin en önemli kabilelerinden olan Beni Kaynuka ve Beni Kureyza Yahudilerine karsi savaslar açmis, onlari yenip mallarini ganimet almis, bir çogunu yok edip geri kalanlari sürgüne yollamistir. Hayber Yahudileri ile Vâd'l-Kur'â'da yasamakta olan Yahudilerin de hesabini görmekle, Yahudi derdinden tamamiyle kurtulmus olacakti.

Bu itibarla Hayber seferinden sonra Yahudileri kazanmak diye bir sorunu olamazdi; olmadigi içindir ki Safiyye'yi, Yahudileri hoşnut etmek için alması söz konusu degildi. Esâsen zifaf gecesi Safiyye'nin, daha önceki konaklama sirasinda Muhammed'le cinsi münasebette bulunmayisinin nedenini anlatmak üzere söyledigi sözler (ki biraz yukarda degindigimiz gibi: "Orasi Yahudilere pek yakin idi. Belki zât-i âli-i Nebevilerine mekr ve zararlari dokunur diye korkmustum" seklindedir) bunu kanitlamaga yeterlidir.

Öte yandan zifaf gecesi Muhammed'in çadiri önünde sabaha kadar nöbet tutan Ebû Eyyüb Hâlid bin Zeyd'in sözleri de bunun böyle oldugu göstermektedir. Muhammed'in "Bayraktari" diye bilinen bu asker, sabaha kadar gözünü kapamadan çadirin önünde beklemis, ve ertesi sabah Muhammed çadir'dan çikarken kendisine: "Neden hiç uyumadan sabaha kadar nöbet bekledin?" diye sordugu zaman su cevabi vermistir: "Sen bu kadinin kocasini, babasini ve üstelik bütün halkini öldürttün. Sana bir kötülük yapmalarindan korkuyordum" (Bkz. Ibn-i Ishak, age [1980) sh. 516-7)

Muhammed'in Safiyye ile olan evliligini biraz daha câzib göstermek için seriâtçilarin öne sürdükleri bir rivâyet daha vardir ki o da su: güyâ Muhammed, zifafa girdigi gece Safiyye'nin yüzünde bir dayak çürügü görür ve "Bu nedir?" diye sorar. Safiyye kendisine su cevabi verir: "Bir gece rü'yâmda sanki ay gökten inip koynuma girmis gördü idim. Zevcim Kinâne'ye hikâye ettim. (O bana)-Sen su üzerimize gelen Arap Melikinin/Kralının (Muhammed'in) zevcesi olmağa göz dikmişsin-diyerek yüzüme bir tokat asketti. Ve izi kaldi" (Bk. Sahih-i..., cilt II. sh. 310)

O tarihte daha henüz 17 yaşında yeni bir gelin olan ve kocasi Kinâne'ye bagli bulunan Safiyye'nin, bir rüyâ ugruna kocasi tarafindan dövülecegini hayal etmek biraz güç.

Fakat her ne olursa olsun Muhammed, güzel Safiyye ile evlenmekle, esleri arasinda yeni sürtüsmelere sebeb olmus, ve bundan asil kendisi huzursuzluk duymustur. Gerçekten de Safiyye'nin gelisi, Muhammed'in diger eslerini, ve özellikle Ayse'yi, asiri sekilde kiskançliklara sürüklemistir. O kadar ki, Safiyye'nin güzelligini en ziyâde kiskanan Ayşe, daha ilk günden itibaren ona düsman olmus, onu, basta Hafsa olmak üzere, Muhammed'in diger esleriyle birlik olup alaya almis, ve Yahudi asilli oldugunu yüzüne vurarak ona hakâretlerde bulunmustur (Bkz. Taberi, age 1966, Cilt II, sh. 463).

Safiyye yumusak huylu ve yasina oranla çok olgun bir kadin oldugu için, aleyhindeki bu tutumlara aldiris etmez görünerek kendi halinde yasamaga çalismistir. Bu yüzden bir hayli üzüntü çektigi anlasilmaktadir. Rivâyet olunur ki bir gün odasina Muhammed girdiginde onu aglar bulup sebebini sorar, Safiyye de kendisine: "Aişe ile Hafsa'nin hakkimda söz söylediklerini ve : -Biz Resûlu'llâh'ın ammi-zâdeleriyiz. Biz Safiyye'den hayirliyiz- dediklerini isittim de onun için ağlıyorum" der. Bu sözleri dinleyen Muhammed, her ne kadar Ayşe'yi diger bütün eslerinden fazla sever ve üstün tutar olmakla beraber, Safiyye'yi ona karsi saldirgan kilmak üzere söyle der: "Sen de onlara: -benden nasil daha hayirli olabilirsinizki, zevcim Muhammed , babam Harun, amcam Musa'dır- desene ya" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 306).

Daha baska bir deyimle Yahudi asilli Safiyye'nin, Hârûn ve Mûsâ gibi peygamberler sülâlesinden geldigini kendisine hatirlatarak Ayse'nin ecdadi'nin ise kâfirlerden oluştuğunu anlatmak istemis, ve bu sûretle Safiyye'ye, bir bakima Ayşe'ye karsi hakâretle karsi koyma olanagini sağlamıştır. Söylemeye gerek yoktur ki bunu yapmakla, esleri arasindaki çekismeleri önlemek degil, fakat aksine tahrik etmek gibi bir yol seçmistir. Bununla beraber bu durumun kendi aleyhine huzursuzluk yaratacagini düsünerek Kurân'a, eşlerin birbirleriyle alay etmemelerini öngören âyet koymuştur.(Hucurât 11; Ayrica bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 306).

_________________
Resim


En son Engse Hohol tarafından Ağustos 21st, 2009, 7:45 am tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hayber Seferinde Esir Edilen Safiye
MesajGönderilme zamanı: Temmuz 6th, 2009, 8:13 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Haziran 1st, 2009, 8:06 am
Mesajlar: 250
İslamcılar Safiyye'yi, Islâm'a çok bagli bir kadin olarak göstermek isterler ve şu olayi örnek olarak verirler: Ömer b. Hattâb'in hilâfeti zamaninda Safiyye'nin bir câriyesi gelip Safiyye aleyhinde sikâyette bulunarak onun Yahudilere sevgi ve bagliligi oldugunu, Yahudi dininin kurallarina saygi duydugunu, Cum'a günü yerine Cumartesi'ye itibar ettigini söyler; söyle der: "Yâ Emire'l-mü'minin! Safiyye hâlâ sebti seviyor (Cumartesi gününe hürmeti vardir). Yahûdilere de atâyâ vererek muvâsâtda bulunuyor (hediye ve bagista bulunuyor)".

Bunun üzerine Ömer, adam göndererek Safiyye'yi huzuruna getirtir ve bu söylenenlerin dogru olup olmadigini sorar. Safiyye kendisine söyle cevap verir: "Sebti (Cumartesi gününe hürmet gelenegini), Allah bana onun yerine Cum'a'yi verelidenberi sevmem. Yahûdiler bahsine gelince, onlarin içinden akâribim (Akraba ve hisimlarim) vardir. Sila-i rahm ederek muvâsât ederim (Acima ve koruma duygularim nedeniyle kendilerine yardimda bulunurum)" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 307).

Görülüyor ki Safiyye, her ne kadar Cumartesi günü yerine Cum'ayi tercih ettigini bildirmekle beraber, Yahudi dininden olan akraba ve hisimlarina bagliligini ve onlara bagis ve hediye seklinde yardimda bulunmakta oldugunu açiklamaktan geri kalmamistir. Bu tutumunu ölünceye kadar sürdürdügü ve vasiyetini de buna göre düzenledigi anlasilmaktadir. Nitekim 670 (ya da 672) yilinda ve 50 (ya da 52) yasinda öldügu zaman, 100.000 dirhem degerindeki servetinin üçte birini, Yahudi dininde kalmis olan bir yegenine verilmesini vasiyet etmistir.

Oysa ki bütün bu tutum ve davranislar islam verileriyle bağdaşmaz niteliktedir. Çünkü islam'a göre, islam'dan gayri bir din'de olanlara, velev ki yakin akraba olsunlar, sevgi ve dostluk göstermek dogru degildir. Örneğin Maide 51'de şöyle yazılıdır."Ey Müslümanlar! Yahudileri ve Hiristiyanlari dost olarak benimsemeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim dost olursa onlara, o da onlardandir".

Yine islam'a göre, yahudilere ve hıristiyanlara dostluk göstermek şöyle dursun onlari her vesile ve firsatta aşağılamak, selâmlamsiz birakmak, ve onlara benzemek'den uzak kalmak gerekir (Bkz. Sahih-i..., IX, sh.192,273. Ayrica bkz. Gazali, age, Cilt II.sh.506)

17 yaşında yeni evlenmis bir genç kadin iken esir edilerek baska bir dine sokulan, ve üstelik kocasinin iskenceyle öldürülmesine tanik olan Safiyye gibi bir kimsenin, yukarda belirtildigi sekilde davranmasi doğaldir. Sunu da tekrar edelim ki Safiyye, olgun ve faziletli bir kadindi; nitekim bu niteligini biraz önce naklettigimiz olay vesilesiyle ortaya vurmustur. Su bakimdan ki, kendisini Ömer b. Hattâb'a sikâyet eden câriyesine: "Bu isi yapmana sebeb ne idi?" diye sordugunda, câriyesi: "Ne yapayim seytan!" diye karsilik vermis iken ona: "Haydi git, seni âzad ettim" demistir (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 307).

Böylece kendisine kötülük etmis olan kimseyi, özgürlügüne kavusturmak sûretiyle, fazilet sahibi bir kadin oldugunu bir kez daha kanitlamistir. Ne hazindir ki 17 yasinda genç bir gelin olarak kocasinin iskenceye sokulduguna ve onunla birlikte babasinin öldürüldügüne tanik olmak gibi bir bahtsızlığa uğramıştır. (Togeç)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye