Taha 71 kâle âmentum lehü, kable en âzene.
kebîru-küm. alleme-küm es sihra.
dedi(Firavn) inandınız ona, iznimden önce. (Musa)
büyüğünüz-sizin. öğretti-size büyü.
Diyanet Meali Taha 71 Firavun, “Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten
büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, göreceksiniz.”
Arapça da kebir sözcüğünün, nesneler üzerine alınan ölçütler de ilerleyerek, büyüklük ölçeğine oranla, kebir'in ardından gelen nesnel ölçütlere göre gövdelenen ulayu (ve) ona göre eylemsel çekimli tümcelere,
Kebir, Ekber, Kübra * Büyük, Dahabüyük, Enbüyük biçimiyle nasıl konuşlandığı, ufak bir inceleme ile ortaya çıkmaktadır.
Enam 76
fe lemmâ cenne aley-hi el leylü,
raâ kevkeben. kâle hâzâ Rabbi. fe lemmâ efele, kâle lâ uhibbu el âfilîne
böylelikle bürüdü üzerini-onun gece,
gördü bir yıldız. dedi bu Rabbim. böylelikle battı, dedi sevmem batıp gidenleri.
Enam 77
fe lemmâ
rae el kamere bâzigan. kâle hâzâ rabbi.
böylelikle
gördü o ay'ı doğarken. dedi bu rabbim.
İbrahim, birbirinin ardınca, Yıldız (Kevkeb), Ay (Qamer), Güneş (Şems)'in nesnel görüntüsüne bakarak, bir öncekinin küçüklüğünü, bir sonrakinin büyüklüğüne göre elemektedir. İbrahim, sığınılacak ilah arayışını, büyüklüğüne ulayu sürekliliğine göre yapmaktadır. İbrahimin bu eleme oğur(zaman)unda kullandığı sözcüklerin aynısını Muhammed, kasten azu (veya) kasıtsız, Ellah sözkonusu olduğunda da kullanılmıştır ankebut
45nci ayetinde.
Enam 78 fe lemmâ rae eş şemse bâzigaten. kâle hâzâ rabbî haza
ekberu. fe lemmâ efelet
böylelikle gördü o güneşi doğarken. dedi bu rabbim bu
dahabüyük. böylelikle batıp gitti.
İbrahim, son olarak güneşi, yıldız ilen ay'a ölçütle daha büyük olduğunun sav(ifade) ortaya atıyor. elbette göreceli yalın bakışla bu doğru bir savdır. gerçi kütle olarak enküçüğü ay olduğundan dolayı, İbrahimin burada ki nesnelerin kütle ölçekli yanlışlığı, yani ay dan önce yıldızı küçük görmesi, kendisine ait bakış açısının yetersizliğinden dir.
Taha 23 de arapça nın dilbilgisinde enbüyük anlamına gelen
kübra sözcüğü kullanılarak şöyle deniyor :
"
Sana, Enbüyük(Kübra) âyetlerimizden bazılarını gösterelim"... aşağıda dizi dizi tam karşılıklarını bulmaktasınız.
li nuriye-ke min âyâti-nâ
el Kübrâ göstermemiz için sana âyetlerimizden
o EnbüyüğünüAnlamların kopuk olmaması için önce ki ayetle bütün olarak bakarsak eğer ...
Taha 22: Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.
Taha 23: Ta ki, sana,
enbüyük (kübra) âyetlerimizden bazılarını gösterelim.
Son olarak Ankebut
45nci ayetinden bahsedersek eğer, kimilerinin "Ellah ile Ekber sözcükleri, kur'an da asla yanyana gelmiyor" iddiasını çürüttüğünü görmekteyiz. anlam kayması olmaması için dilbilgisinde virgül kullanımı'nın, ne oranda işe yaradığını görmemezlik etmeyeceğim ançıp (ama) Ellahın, zikir sonucu daha büyük olmasının da, nesnel büyüklüğünü dışlamadığını belirtmek istiyorum. çünkü her büyüklük, küçültülebilir, azaltılabilir, büyüklüğünün tüketilebileceği konumu da göstermektedir aynı oğurda.
zikru
allâhi ekberu zikri
allah(ın) dahabüyükdür.